27 Şubat 2010 Cumartesi

küçük beynine sığdırma telaşıyla birbir alıyordu kareleri cody. gelen geçene bakıyor, hepsini inceliyordu. en önemlisi de gözetlendiğini anlayanlar ona bakamıyordu, korkuyordu cody'den. çünkü cody bakıyordu onlara, sadece bakıyordu.
sinsi bir merakla insanlara sokuluyor, onlarla konuşmak istiyordu. tanışmamışlığın verdiği soğukluk vurdu bir kez daha yüze. cody kimseyle konuşamamıştı o gün, çünkü kimse cody'i tanımıyordu.
anlamsız olan o gün kimseyle konuşamaması değildi. anlamsız olan, kimsenin onunla konuşmamasıydı. alındı cody, gökyüzüne baktı...
bu tekrarlar zevkliydi onun için. sürekli zorluyordu konuşmak için. bu çabanın karşılıksız kalması da aşırı bir haz veriyordu ona. ya karşılığı olsaydı? ne konuşabilirdi ki, ne anlatabilirdi o dumanlı gözleriyle, nasıl ağlardı ki, nasıl üzülürdü o? nasıl tutardı birinin elini, nasıl konuşup anlaşırdı? nasıl dert yanardı? keşfetmesi de,göze alması da bir o kadar zordu cody için.
cody yalnızdı. başıboş bir yalnızlıktı bu. cody yalnız kaldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder